haftanın filmleri
Arn - Tempelriddaren : ilk bakışta çakma bi film gibi gelmişti ama, gayet izlenir bi ortaçağ isveç filmiymiş. bolca skarsgard soyadlı kişi oynamakta. devamını da çekeceklermiş zanırsam.
Doomsday : ingilizler bu salgın olayına niye bu kadar takmışlar, ortaçağ salgınlarıyla, deli danayla bi alakası vardır heralde. bu tarzı seven biri olarak hoşuma gitti. vahşeti bol.
Strange Wilderness :justin long, jonah hill ve aynı tayfadan elemanların filmlerini özellikle takip ediyorum. “superbad” ve “accepted” gibi filmleri çok hoşuma gitmişti. bu film baya hayal kırıklığı oldu. rezil de diyemiyorum ama boş vakit varsa kafa yormadan izle gitsin tarzı işte. gene justin long’ un oynadığı daha iyi, benzer konulu filmi ise tavsiye ediyorum > the sasquatch dumpling gang
Sword of the stranger : direk ‘a must see’ diyebileceğim 2007 yapımı bi anime. imdb’ye göre daha bi çok tanıdığımız sevdiğimiz animelerde animasyon departmanında çalışan elemanın yönettiği ilk filmmiş.
The Dark Knight : imdb’ de verilen puanların ve arkadaşların gazıyla gittik imax de izledik. hayal kırıklığı ne diyim. ilk film çok daha iyiydi. heath ledger ın ölümüyle değere bindi desek bile imdb’deki puanı ve oy veren kişi sayısını açıklamak zor. işin içinde çinlilerin parmağı var gibime geliyor. yeni bir viral marketing örneği midir nedir.
Wanted : sinema salonunda izlemediğime üzüldüğüm bi film oldu bu.
Journey to the center of the earth : bunu da gittik 3d de izledik. film her açıdan zayıf ama 3d güzel bi olaymış. “beawulf” u 3d de izlemek lazımmış. kaçırdık. esas kızı (anita briem) tudors 3. sezonda severek izlemeye devam edecez.
Son of Rambow : imdb’de ilk gördüğümden beri heyacanla beklediğim bi filmdi. beklentilerimi kesinlikle karşıladı. “karpuz kabuğundan gemiler yapmak” ın 80’ler ingilteresinde geçen versiyonu diyebiliriz konusu için. çok çok daha iyisi tabiki.
son 10 gündür izlediğim filmlerden bazıları bunlardı. arada bi böle yazsam iyi olacak. 25 yaşından sonra gözler de şaşılaşmaya başladı, hayırlısı bakalım.